Dış Gezegenler (Gazsal Gezegenler) Hangileridir? Özellikleri Nelerdir?

Gezegenler Gazsal ve karasal olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu isimleri almalarının nedeni ise yapılarından kaynaklanmaktadır. Yapıları nedeniyle çeşitli gazlardan oluşmakta olan gezegenlere gazsal yani dış gezegenler denilmektedir. Dış gezegenlerin en büyüğü Jüpiter olarak bilinmektedir. Uranüs, Neptün ve Satürnde diğer gazsal gezegenler arasında yer almaktadır. Jüpüterin yapısında hidrojen ve helyum gazları bulunmaktadır. Eski adı Zühal olan Satürn ise hidrojen ve helyumdan oluşmaktadır.

Uranüs ve Neptün güneşe en uzak gezegenlerdir. Bu nedenle çok yoğun bir soğukluğa sahiptirler. Neptün ve Uranüs de dev buz gezegenler olarak anılmaktadır. Neptün güneşe en uzak gezegendir. Bu da Neptün gezegeni üzerinde buz ve kayaçlar oluşmasını ve gezegenin yapısını tamamlamasını sağlanmıştır.

Yapıları nedeniyle karasal ve gazsal gezegenler birbirinden çok farklı özelliklere sahip olmaktadır. Örneğin üzerinde yaşadığımız gezegen olan Dünya karasal bir gezegen olmaktadır. Satürn ise hidrojen ve helyum sahip olduğu için gazsal gezegenler listesinde yer almaktadır.

Dış Gezegenler

Bugünkü güneş sisteminde gaz devleri olarak bilinen 4 gezegen bulunmaktadır. Gaz devleri ismi bilim kurgu yazarı olan James Blish tarafından yirminci yüzyıl da ortaya atılmıştır. Gazsal gezegenlerin nerdeyse tamamı hidrojen ve helyum gibi olmak üzere çeşitli gazlardan oluşmaktadır.

Erimiş ağır metallerin hemen hemen katı iç çekirdeklerine sahip olmaktadırlar. Ancak yine de gaz molekülleri ve kalın sıvı katmanlar bulunmaktadır. Hidrojen ve helyum ayrıca metalik hidrojen gibi dış katmanlara da sahiptirler.

Dış Gezegenler
Dış Gezegenler

Dış Gezegenlerde Hava Durumu ve Atmosfer

J​​üpiter de bulunan Büyük Kırmızı Nokta, Dünyadaki kasırgalara benzemektedir. Ancak daha uzun ömürlü ve şiddetli bir fırtına olarak bilinir. Jovian yani dev gezegenlerinin tümü kalın atmosferlerini korumaktadır. Bunu sağlayan ise yerçekimleri ve düşük sıcaklıkları olmaktadır. Çekim ve sıcaklık oranı sayesinde atmosferlerindeki gaz parçacıkları hapsederek uzaya kaçmasını engellemektedir.

Atmosferler ise gezegenleri özellikle güneşin zararlı radyasyonundan korumaktadır. Ayrıca enerjinin de uzaya uçmasını engellemektedir. Gezegenlerin hızlı dönüşü sonucu oluşan Coriolis etkisi de sıcak havanın kutup bölgelerine dağılıma etki eder. Böylelikle şiddetli rüzgar ve daha sakin alanlara sebep olur.

Dev gezegenlerinin tümü de bu abartılı Coriolis etkilerine karşı olarak dünyadaki kasırgaya benzer fırtınalar üretmektedir. Bu doğa olayı da Gökbilimciler tarafından oldukça ilgi çekmektedir. Gazsal gezenler arasında bulunan Jüpiter ve Neptün de bu tarz fırtınalar sıklıkla görülmektedir. Jüpiter deki Büyük Kırmızı Nokta buna örnek verilebilir. Ayrıca Neptün’deki Büyük Karanlık Nokta da uzun vadeli fırtınaların arasında yer almaktadır.

İç ve Dış Gezegenlerin Kompozisyon Farklılıkları

Güneş sisteminin yoğuşma modeli güneşin Bill kütle merkezinden oluştuğunu varsaymaktadır. Güneş sisteminin şiddetle dönen bir gaz ve toz bulutundan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu olayda daha ağır elementlerin olan Nikel ve demir gibi elementler nispeten güneşe daha yakın yerleşmiştir. Ancak Hidrojen ve helyum gibi diğerlerinden daha hafif elementler ise güneşten daha uzağa yayıldı. Gazlar ve elementler hareket ederek birbirleri ile çarpıştı ve bir araya gelmeye başladılar.

İç gezegenler olarak bilinen karasal gezegenler kayalık parçacıkların birikmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Dış gezegenler olarak bilinen Gazsal gezegenler ise buzlu maddenin birikmesinden oluşmaktadır. Karasal yani iç gezegenler daha yoğun, daha küçük çekirdeklere sahip olmaktadır. Ancak dış yani karasal gezegenler kaya ve ya az metal içeren daha büyük çekirdeklere sahiptir. Büyük gezegenlerin yerçekimlerinin yoğun olması, gazlı, kalın veya buzlu atmosferler oluşturmak için yardımcı oldu. Böylelikle başıboş gazları da yakalamaya başladı. Sonuç olarak iç ve dış yani karasal ve Gazsal gezegenler oluştu.

Gazsal Gezegenler de Yoğunluk 

Gazsal gezegenler arasında yer alan Satürn’ün yoğunluğu oldukça düşüktür. Öyle ki suyun üzerinde rahatlıkla yüzebilir. Yoğunluk bir nesnenin mevcut kütlesinin hacmine oranıdır. Bir gezegenin yoğunluğu ise onun bileşimini yansıtmaktadır. İç gezegenleri metaller ve kayalar oluştururken, dış gezegenleri ise buzlar ve gazlar oluşturmaktadır. Bilim alanında suyun yoğunluğu cm³ başına 1 gram ile karşılaştırılmaktadır. Bu hesaba göre dünyanın yoğunluğu santimetre küp başına 5.52 gram şeklinde ölçülmektedir.

Karasal yani iç gezegenlerin tamamı, dünyanın ölçümlerine benzer yoğunluklara sahip olmaktadır. Ancak Gazsal yani dış gezegenler ise çok daha az yoğunluğa sahiptirler. Gazsal gezegenler, buz ve gaz iç yapıları nedeniyle suyun yoğunluğuna daha yakındır. Ancak içlerinde Satürn gezegeni sudan daha az yoğunluğa sahip olmaktadır.

Halkalar

Satürn’ün sahip olduğu halkalar sıradan bir teleskopla dahi rahatlıkla gözlemlenebilir. Bilim adamı Galileo ​​​​1610’da Satürn’ün halkalarını ilk gözlemleyen kişidir. Gökbilimciler ilk başta Satürn’ün üç halkası olduğunu düşündü. Ancak Voyager misyonları tarafından halkalarının araştırılması sonucu bu teorinin yanlış olduğu ortaya çıktı. Çünkü aslında bu üç halkanın bilinmeyen parçacıklardan ve de donmuş sudan oluşan yüzlerce küçük halkadan meydana geldiği anlaşıldı. Gazsal gezegenler olan Jüpiter ve Uranüs’ün halkaları da muhtemelen ışığı yansıtan buz içermedikleri için daha karanlık görünmektedir.

Dış Gezegenlerde Uydular

Daha az sayıda uydusu olan karasal gezegenlerin aksine, dev gezegenlerin çok sayıda uydusu bulunmaktadır. Jüpiter’in yörüngesinde bilinen 64 uydu Ganymede güneş sistemindeki en büyük ay bulunmaktadır. Satürn’ün ise bilinen 33 ayı vardır. Uydularından biri olan Titan ise dünyanın evriminin ilk aşamalarına oldukça benzerlik taşır. Gazsal gezegen olan Uranüs’ün 27 doğal uydusu ve Neptün’ün ise 13 uydusu bulunmaktadır.

Manyetik Alanlar 

Manyetosferi ile güneş rüzgarı arasındaki auoraları etkileşim yolu ile Jüpiter deneyimler. Dış gezegenler sıvı hidrojenin hareketi ile üretilen elektrik akımlarından güç almaktadır. Güçlü manyetik alanlar ise bu dış gezegenlerin derinliklerinden kaynaklanır. Gazsal gezegenler, Dünya dahil, karasal gezegenlerin herhangi birinden çok daha fazla manyetik alanlara sahip olmaktadır. Dev gezegenler ise hızlı dönüşleri ile güçlü manyetik alanların birleşimi sayesinde belirgin bir manyetosferlere sahiptir. Manyetik alanı sayesinde parçacıkları hapseden gezegenin etrafındaki alana o gezegenin manyetosferi denir. Güneşten yayılan parçacıklar yani güneş rüzgarı dünyamızdaki kuzey ve güney kutuplarında ki aurora isimli parlak ışık gösterilerini üretmek için manyetosfer ile etkileşime girmektedir. 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.